Zempire Trilogy 3P

Zempire Trilogy, yani son evim. :) Daha önceden yolculuklarımda çeşitli çadırlar kullanmıştım, ama hiç iki kişilik çadırdan büyüğünü denememiştim. Yolculuklarda iki neferken, motosiklette bırakmak istemediğimiz ne varsa yanımıza sokuşturup beraber uyurduk. Ortalık dağıldığında da sinir bozucu olabiliyordu. Çünkü bazen direkt matın üzerine atlayasın geliyor -özellikle de yemek sonrası. Fakat çadırda boş alan kalmadığından matın üzeri de genelde dolu oluyordu ve öyle kafana göre atlayamıyordun, önce etrafı toparlaman gerekiyordu. Bir de ufak mühendizlik zekası gerekiyordu, yoksa kenara koyduğun bir çanta başına düşebilirdi. Tabii ben her seferinde muazzam koyardım. Allah vergisi yetenek, olmayanlar üzülmesin onlara da başka şeyler vermiştir. Rabbimiz bu konuda adil davranıyor, ben inanıyorum.
İşte böyle dertlerimiz olduğundan, hep üç kişilik çadırın hayalini kurardık, Yeni Zelanda’dan gelen kargoyla bu hayal gerçek oldu. Zempire firması bir yuvayı daha saraya çevirdi, çünkü Marmotcum sürekli sel felaketleri ile boğuşuyordu. Neyse, ev hediyesi olarak da yola yalnız devam etmem gerekti, hahah. Kocaman çadır, ilk başlarda yalnızlığımı daha fazla hissettirse de zamanla büyüklüğünün tadını çıkarmayı öğrendim. Aklınıza türlü fantasyalar gelmesin hemen. (Ah! Zaten gelmemişti de di mi?)
Artık istediğim gibi yayılıp saçılabiliyorum, bildiğin stüdyo daireden 3+1’e falan geçmiş oldum. Eğer sığsa motoru bile içeri sokabilirim, ama hijyen kurallarıma aykırı olduğundan öyle bir şeyi tabii ki de yapmam. Yok be, artık saldım galiba. Katı kamp kurallarım pek kalmamış, şu son yolculuğumda onu gördüm. Gerekirse çadırın içinde sıçabilirsiniz, kalıntı bırakmamak şartıyla.

Çadır zemininin 10.000 mm su geçirmezlik seviyesine sahip olması sel baskını sorunuma derman olmuş durumda. Yaklaşık 50 defa kullandıktan sonra bu yorumu yapıyorum. Su konusunda kafam gerçekten rahat. O çile gerçekten kötüydü hatırlıyorum. Son su baskını Romanya’da Karpatlar civarında olmuştu. Uyurken elim kolum ıslanmıştı da farketmiştim. Ufak çaplı kaos olmuştu, çünkü dağınık bir insan olduğumu söylemiştim galiba, o zaman da çadırda tek başımaydım ve ne kadar pamuklu kıyafetim varsa (ertesi gün giyeceklerim falan da) sağa sola saçmıştım. Tabii ki hepsi de tüm emiciliği ile sırılsıklam olmuştu. Çantalar diplerinden su çekmeye başlamış, bazı elektronikler nemlenmişti bile. Islak tişörtleri ve donları dışarı uzatıp uzatıp suyunu sıkıyor, yeniden zemine basıyordum kalan suyu çeksin diye. Arada da boğulmamak için çadırıma sığınan böcükleri geri gönderiyordum. İçeri girerken “Ya Allah” demedikleri gibi, olmadık yerlere de kaçıyorlardı çünkü. Tamam boğulmayın, ama içeri de girmeyin. İç tentenin üstü gayet güvenli bölge, gidin oraya. İşte öyle çile dolu bir geceydi. Allahtan o Marmot’a para vermemiştim. Düşünsene 2000 TL vermişin, Bim çadırının başına gelmeyecek işlerle uğraşıyorsun.

Şöyle bir iç tentesi var, iki tane de büyük kapısı. Hafif tül yapısıyla gayet havadar. Öyle çadırlar var ki doğada uyumanın faydasından istifade edemiyorsun. Ben sadece çook uzun yıllar önce öyle bir çadırda kalmış ve hızlıca uzaklaşmıştım. Bunun farkına varabildiğim için şanslı sayıyorum kendimi, ama kaç yılına gelmişiz hala PVC ile yatıp kalkanlar var, az da para vermiyorlar hani.

Ölçüleri ise yukarıdaki gibi. Ben içini kare sanıyordum ama bi tarafı 10 cm daha uzunmuş. Ön bagaj ise baya baya büyük. Eminim daha da büyükleri vardır, ama yemek memek hazırlamak için çok güzel bir alan. Tabi kirli çanta ve ayakkabıları koymak için de öyle. Biraz büyük olduğu için fermuarını içeriden kapanmak zor olabiliyor. Benim gibi ortalama bir kol uzunluğuna sahip bireyler zorlanabilir. Elinin birisi ile yerden destek alarak uzanmak gerekebilir, iyice kapatabilmek için. Üç kişi kullanacaksanız görseldeki gibi değil de dikine yatmayı deneyebilirsiniz. Biri yatarken kapıdan girip çıkması daha rahat olabilir ya da nasıl kolayınıza gelirse. Toplam alan 4.2 m2 imiş. Ortalama 80 m2 alanda yaşamaya alışanlar için aşırı küçük görünse de benim için gayet büyük ve ferahtı.
Polleri 8.5mm kalınlığında 7001 Aluminium malzemeden üretilmiş. 5 aylık yoğun kullanım sonrası pollerde kırılma ya da çatlama oluşmadı. Sadece polün bir parçasında biraz eğilme oldu. İlk fırsatta düzeltmeyi deneyeceğim.

Paket büyüklüğü 18cm x 17cm x 56cm ölçülerinde ama ben yolculuk boyunca paketini hiç kullanmadım. Toparladığım çadırı direkt su geçirmez kamp çantasına sıkıştırdım. Sıralamayı da çadır kurulumuna göre yaptım, böylece çantanın ağzını açar açmaz iç tente hemen elime geliyor, sırasıyla ihtiyacım olan diğer parçalarını çekip alıyorum. Bu yöntemi kesinlikle tavsiye ederim. Yılların tecrübesi vallahi.
Çadırın paket ağırlığı, gerekli her şeyi yanınıza aldığınızda 3.6 kilogram. Kesinlikle hafif değil, ama ağır da değil. Sonuçta 10.000 mm, üç kişilik çadır. O yüzden kabul edilebilir, ama sırtımda taşımazdım. Büyük konuşmayayım ama sırtımda anca UL çadır taşırım.
Çadır kazıkları çok hafif ve güzel ama tepeleri çabuk yamuluyor. İki tanesinin kafasını kırdım o kadar sürede. :( Bence tasarım hatası olmuş, darbe alan kısmın et kalınlığı çok az. Eğer kazığın ucu, taşa maşa denk geldiyse ve siz de inatla bir yolunu bulur zemine saplanır diye uğraşıyorsanız kafasını büküyor direkt. Belki bunu mahcubiyetinden yapıyor bilemedim, ama bir kere kafasını büktüyse işiniz zor.
Kış şartları? Şimdi kışın denemediğim için bir şey demeyeyim ama biraz zorlar gibi geliyor. Çünkü bu kadar havadar olunca, üşümesi de hızlı olabilir. Yanlardan rüzgar arada güzel geliyor çünkü. Tabii kışın sevgili öpücüğü gibi güzel gelmeyecektir öyle.
Organizer! Yani ufak tefek şeyleri sıkıştırabileceğiniz keseler. Normalde en fazla iki kese olur çadırlarda. Bu çadırda ise ilave olarak iki tarafta da komple keseler var. Üç kişi kaldığınızı varsayalım, gayet güzel olabilir. Dağınıklık sevmeyenlere nefis özellik. Benim öyle bir derdim olmadığı için bu keseleri nadiren kullandım. :)

Sonuç olarak güzel çadır, yolculuğumdaki farklı hava şartlarına adapte olmayı başarabildi. Önceki çadırlar adaptasyon sürecinde kendilerini salıyordu genelde. O açıdan test edildi, onaylandı diyebilirim. Satın almak isterseniz ülkemizde ne yazık ki satılmıyor, ama sipariş edebilirsiniz. Yurtdışından gelen bi tanıdığınıza da getirtebilirsiniz. Bizim ülkedeki iyi çadırlar gerçekten çok pahalı. Başlangıç seviyesi çadırlar bile gerçekten pahalı. İmkanınız varsa yurtdışına bakmaya çalışın.
Üreticinin linkini paylaşayım, merkezi Yeni Zelanda’da ama Avrupa’nın çeşitli yerlerinde de satılıyor. Web siteleri üzerinden kontak kurarak size en yakın satış noktasını öğrenebilirsiniz. https://zempirecamping.com/trilogy
Yeni bir eve taşınana kadar, görüşmek üzere…
